Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Günlerden Eminönü

   Eminönü sevmeyen, vapurdan indiği anda büyülenmeyen kaç kişiyiz bilmiyorum ama ben bayılıyorum o manzaraya.    Mısır Çarşısında başlayıp, Kurukahveci Mehmet Efendi'nin önünden geçerken o miss gibi kahve kokusunu içime çeker, sıradan gözüm korkmazsa 100 grm kahve alıp her biri gezerek talan edilmeyi hak eden birbirinden güzel dükkanlarda kendimi kaybederim. İşim gereği de hatrı sayılır alışverişler yapar dolu sırt çantasıyla evime döner, eve girdiğim an yorgunluğumu hissederim. Gitmelerimde ayrı keyiflidir. Sabahım erken saatinde yola düşer mutlaka vapurda hem cam kenarı hem çay kazanına en yakın yeri kapar çayımı yudumlayarak aşarım denizi. Tam bir çaykolik olduğumdan hiç bahsetttim mi hatırlamıyorum. Bir arada bulunduysak zaten anlamışsınızdır ama yok hiç karşılaşmadıysak şimdi öğrendiniz. Çaysamak tam benlik bir durum, bir demliği tek başıma gönül rahatlığı ile içer hıım bitti çay diye hayıflandığım çoktur. Ancak seneler varki şeker kullanmam hiç aramamda, açık...

Tekmeleriyle ben burdayım diyor

   21. Hafta olmuş ikinci kez anne olma handikapına gireli. Bu zamana kadar miğde bulantıları, şiş bir karın dışında herhangi bir belirti yoktu. Tekmeler peşi sıra gelince tamam dedim kızım artık burdayım diyor:) Bir prensesle taçlanacak dünyam. Çok zor olucak, ne kolay olduki...   Şimdi hastaneden çıktım. Yolda ilerlerken abimizin her gördüğünde el koymasından korktuğumuz telefonumla hasret giderirken blogumada yazmalıyım bir kaç satır dedim içimden. Evet sağlıklı problemsiz bir hamilelik geçirmeyi ümid ederek 4 ayı geride bıraktık ve artık 5.aydayız. Bu aylar haftalar hamilelikle ilgisi olmayan pek çok kişiye karmaşık gelir. Tıpkı çocuğu küçük olan annelerin aylık yaş söylemine benzer. 6 aydan önce birşeyler alınmasın der büyükler ne olur ne olmaz anne üzülmesin sonradan hesabı ama ben dayanamadım emzikleri görünce iki emzik aldım şimdiden:))    Birazda hastahanelerden bahsetmeliyim bugun yeri gelmişken. Özel yada devlet hiç fark kalmamış inanın. Paramı veri...

Bir oğlumuz vardı balböceği, şimdi bir kızımız olucak evimin çiçeği

   Uzun zamandır yazamıyışımın tek sebebi tembellik. Bu kadar açık bu kadar net. Bütün gün yan gelip yattığım anlaşılmasın bu satırdan sadece yazma eylemine karşı geliş biraz belki...    Oğlumun olduğunu öğrendiğim anda iş yerinden çıkar çıkmaz soluğu bir kitapcıda aldım bir o kadar kalın, gösterişli bir not defteri aramaya koyuldum. Aradığımı buldumda ve o günden sonra oğlum için doldurdum satırları. Kızım için böyle olmadı hiç durum. Bir öğrenilmiş davranış var neticede:) Daha iyi birşeyler yapmalıyım derken artık az bahsettiğim çocuklarımı kaplayacak bu satırlar ona karar verdim. Kerem Çağrı'nın anı günlüğünde blogtan devam etmesi gerektiği yazacak. Kardeşi ile beraber bu satırları okuduklarında neler hissedecekler bilemiyorum ama eğer annem yada babam bana geçmişimden bir anı bırakmış olsalardı şayet ben yalnızca çok mutlu olurdum onu biliyorum.    1 Ağustosta Şirinler 2 vizyona girdi. Ne zamandır aklımda olan, ancak babamız başta olmak üzerw durup du...