Eminönü sevmeyen, vapurdan indiği anda büyülenmeyen kaç kişiyiz bilmiyorum ama ben bayılıyorum o manzaraya. Mısır Çarşısında başlayıp, Kurukahveci Mehmet Efendi'nin önünden geçerken o miss gibi kahve kokusunu içime çeker, sıradan gözüm korkmazsa 100 grm kahve alıp her biri gezerek talan edilmeyi hak eden birbirinden güzel dükkanlarda kendimi kaybederim. İşim gereği de hatrı sayılır alışverişler yapar dolu sırt çantasıyla evime döner, eve girdiğim an yorgunluğumu hissederim. Gitmelerimde ayrı keyiflidir. Sabahım erken saatinde yola düşer mutlaka vapurda hem cam kenarı hem çay kazanına en yakın yeri kapar çayımı yudumlayarak aşarım denizi. Tam bir çaykolik olduğumdan hiç bahsetttim mi hatırlamıyorum. Bir arada bulunduysak zaten anlamışsınızdır ama yok hiç karşılaşmadıysak şimdi öğrendiniz. Çaysamak tam benlik bir durum, bir demliği tek başıma gönül rahatlığı ile içer hıım bitti çay diye hayıflandığım çoktur. Ancak seneler varki şeker kullanmam hiç aramamda, açık...